 |
|
|
YALNIZLIĞIMLA BİR GECELİK SÖYLEŞİ
Yine bir başıma,yine yalnızım; Otur karşıma şöyle dostça Yüzüme bak ,yalnızlığım !
Dünya mı boşaldı? İçimdeki konaklar mı yıkıldı ,bilemem; Neden geleceğe kurulu köprüler uçtu, Geçmiş yine sığnak, neden?.
Ah!Yalnızlığım;bir şey değişmedi; Ben,yine ülserli bir hırçın, Sen,acılarıma gülen deli kız, Ne söyledinse yaptım; Astım sol duvara gençlik resmimi, Sağ yana dizim dizim kitaplarım, Şu köşede bağlamam,şurada küçük masam, Çoktan uyumuş olmalı karım,çocuklarım; Otur karşıma şöyle başbaşa kalalım...
Derelim,Mansur’u perişan eden gülleri dar’da, Ve..İlk tekbiri duyalım derince kuyuda. Yunus’la söyleşelim,Mevlana’yla yanalım; Sinan’la kubbe çatıp,Füzuli’yla kanalım.. Görelim İbrahim’i güller içinde neyler, Yükselecek çınarın hikayesini mi söyler? Bu ateş,bizim de içimize düşer, Böylesi zamanlarda. Tuğlar kalkar,kös vurulur, Akan sular durulur.. Zafer takı yürür meydanlarda... Gönlümüz Malazgirt’ten düşer bebek koyuna, Göğüs geçirir Belgrat,Tuna alır koynuna. Geçer üzerimizden nice devirler geriye, Kaç mısrada,kaç güzel ele gelir? Yedi cellatla Gençosman hançerlenir! Allahuekberler kanlıdır;kışta-karda; Sadabad’a giden güzeller, Nalin kırar kaldırımlarda... Bir yanda asılı kalır Şair Nef’i, Gençosmanlılar çile doldurur zindanlarda...
Ah yaşnızlığım ! N’olur sabah yıldızı erken doğsa üstümüze, Kan ve güller karıştı bu gece hikayemize!...
|