Duyurular
27.10.2007 yılında kurduğumuz webcanavari.net Bugün itibariyle 12. yaşına girmiş bulunmaktadır. Bu uzun süre zarfında desteklerini esirgemeyen eski / yeni ve mevcutta bulunan yönetim kadromuza, saygıdeğer üyelerimize teşekkür ederiz.

0 Üye ve 1 Ziyaretçi Konuyu İncelemekte. Aşağı İn :)
Sayfa 1
Konu: Müslüman Bir Ailenin Nitelikleri...!  (Okunma Sayısı: 352 Kere Okundu.)
« : Haziran 03, 2013, 11:03:16 ÖS »

Asortik Hatun
*
Üye No : 3762
Nerden : İzmir
Cinsiyet : Bayan
Konu Sayısı : 13389
Mesaj Sayısı : 22.842
Karizma = 58066


1) Aile meşru nikah temeline dayanır Nikah müessesesi bütün semavî dinlerde korunmuş ve evlilikle ilgili birtakım prensipler konulmuştur İbn Abidîn (ö 1252/1836) bu konuda şöyle demiştir "Bizim için Hz Adem döneminden günümüze kadar meşru olmuş, daha sonra ve cennette de devam edecek nikah ile imandan daha sürekli ibadet yoktur" (İbn Abidîn, Reddü'l-Muhtar, II, 258)
İslam nikahsız olarak bir arada yaşayanların topluluğunu, aile yuvası saymamış ve mensuplarını evlenmeye teşvik etmiştir Bu arada velilere ve İslam toplumunun yöneticilerine aralarındaki bekarları evlendirme görevi verilmiştir (en-Nûr, 24/32) Nikah gözü ve beli haramdan korur ve mü'minin üzerinden zina töhmetini kaldırır Diğer yandan zinanın yayılmasının yol açtığı frengi, bel soğukluğu veya aids gibi hastalıklardan mü'minler, meşru evlilik yoluyla korunmuş olurlar Çocukların neseplerinin karışması da yine evlilikle önlenir
Hz Peygamber şöyle buyurmuştur: "Dört şey peygamberlerin sünnetlerindendir Utanma, kokulanma, diş temizleme (misvak) ve evlenme" (Tirmizî, Nikah, 1; Ab Hanbel, V, 421) "Nikah benim sünnetimdir Kim benim sünnetim! işlemezse, benden değildir Evleniniz, çünkü ben diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla övünürüm Kimin evlenmeye gücü yeterse evlensin Evlenmeye gücü yetmeyen ise oruca devam etsin Çünkü oruç, kendisi için haramlara karşı koruyan bir kalkandır" (İbn Mace, Nikah, 1, Hadisin ravilerinden, İsa b Meymün el-Medînî zayıf bir ravidir Ancak bu hadisi destekleyen başka sağlam nakil de vardır)

2) Aile fertlerinin sağlam bir inanca ve günlük hayatta güzel amellere sahip olmaları hedeflenir İslam bu konuda aile reisine sorumluluk yüklemiştir ALLAH Teala şöyle buyurur: "Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlardan ateşten koruyun" (et-Tahrîm, 66/6) ALLAH'ın Rasulü de şöyle buyurmuştur: "Sizden her biriniz birer çobansınız ve her biriniz güttüğünüzden sorumlusunuz İslam devlet başkanı (imam) bir çobandır ve yönettiği kişilerden sorumludur Evin erkeği bir çobandır ve aile bireylerinden sorumludur Kadın, kocasının evi içinde bir çobandır ve güttüğünden sorumludur Hizmetçi, efendisinin malı üzerinde bir çobandır ve bunun yönetiminden sorumludur" (bk Buharî, Cum'a, 11, Cenaiz, 32, İstikraz, 20, Vesaya, 9, itk, 17,19; Nikah, 81,90, Ahkam, 1; Müslim, İmare, 20; Ebu Davud, İmare, I, 13; Tirmizi, Cihad, 27)
İslam'da aileyi birbirine bağlayan asıl bağ iman birliğidir Kan bağı bundan sonra gelir Bu yüzden imandan yoksun olan hısımlar aile bütünlüğü dışına çıkmış olur Nitekim, kendisine iman etmemiş olan oğlunu tufan'dan kurtarmak için dua eden Nuh peygambere Yüce ALLAH şöyle buyurmuştur:
"Ey Nuh! O, asla senin ailenden değildir Çünkü onun yaptığı kötü bir iştir O halde hakkında bilgin olmayan bir şeyi benden isteme" (Hûd, 11/46)
Burada, Nuh (as)'ın kendi soyundan olan oğlu, imansızlık nedeniyle aile dışında bırakılmıştır Halbuki Hz Muhammed (sas), aralarında hiçbir nesep bağı olmayan Selman el-Farisî'yi (ö 36/656) kendi ailesinden saymıştır Diğer yandan özellikle Bedir savaşında birçok sahabi, en yakınları olan babalarına veya oğullarına karşı savaşmışlardır

3) Anne-baba ve çocuklar arasındaki ilişkiler karşılıklı sevgi ve saygı esasına dayanır
Hz Peygamber kendi çocuklarına, torunlarına ve ashabının çocuklarına karşı son derece şefkatli ve merhametli idiler Ashabını da böyle davranmaya teşvik etmiştir Ebü Hureyre (ra)'den nakledildiğine göre bir gün ALLAH'ın Rasülü, torunu Hz Hasan'ı (ö 50/670) öpmüştü: Orada hazır bulunan el-Akra' b Habis (ra) şöyle dedi: "Benim on tane çocuğum var, fakat onlardan hiçbirisini öpmem" Hz Peygamber ona baktı ve şöyle buyurdu: "Merhamet etmeyene merhamet olunmaz" (Buharî, Edeb, 18, 27; Müslim, Fadail, 65; Ebü Davud, Edeb, 145; Tirmizî, Birr, 12) Hz Aişe'nin naklettiğine göre bir arabî ALLAH'ın elçisine gelerek; "Siz küçük çocukları sevip öpüyorsunuz, biz onları öpmeyiz" dedi Hz Peygamber ona şöyle buyurdu: "ALLAHü Teala senin kalbinden merhameti çekip çıkarmışsa ben ne yapabilirim?" (Buharî, Edeb, 18)
Ebeveynin, çocuklarına acıyarak onları doğuştan gelen İslam fıtratı üzere yetiştirmesi ve ebedî hayata hazırlaması gerekir Hadiste şöyle buyurulur: "Her doğan çocuk İslam fıtratı üzere doğar Daha sonra ana-babası onu yahudi, hıristiyan veya ateşperest yapar" (Buharî Cenaiz 80, Kader, 22,23,24; İbn Hanbel, II, 315, 346) Ebü Hureyre yukarıdaki hadisi naklettikten sonra şu ayeti okumuştur: "Ey Muhammedi Sen yüzünü hanîf olarak dine, ALLAH insanları hangi fıtrat üzere yaratmış ise ona çevir ALLAH'ın yaratışında hiç bir değişme yoktur İşte dosdoğru din budur; fakat insanların çoğu bunu bilmezler" (er-Rum, 30/30; bk Buhari, Tefsiru Sure: 30/1) Hanîf; eğriliğe sapmaksızın doğru yoldan giden demektir Hz İbrahim'in tevhîd yani "ALLAH'ı bir tanıma dini" anlamında da kullanılır
Diğer yandan çocukların da ana-babaya gerekli sevgi, saygı ve itaati göstermesi gerekir Özellikle yaşlılık devrelerinde bu daha çok önem kazanır ALLAHü Teala şöyle buyurur: "Rabbin yalnız kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine "öf" bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle Onları esirgeyerek alçak gönüllülükle üzerterine kanat ger ve; "Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et" diyerek dua et" (el-İsra, 17/23, 24; bk Lok'man, 31/14,15)
Abdullah b Mes'ud (ra), Rasülullah (sas)'e hangi amelin daha faziletli olduğunu sormuş ve ALLAH'ın Rasulü şu cevabı vermiştir: "Vaktinde kılınan namaz"; Sonra hangisi sorusuna ise "ana-babaya iyilik (birr)" diye cevap vermiştir (Müslim, İman, 137) Birr (iyilik) terimi hadislerde; kişinin göğsüne genişlik veren (A b Hanbel, IV, 227) ruhun kendisi ile huzur bulduğu (Darimî, Büyû', 2; A b Hanbel, IV, 194) ve İslam'ın güzel ahlak olarak kabul ettiği (Tirmizî, Zühd, 53; Müslim, Birr, 14, 15; Darimî, Rikak, 73) davranış ve hizmetleri kapsar
ALLAH'ın Rasulü çeşitli hadislerde, ana-baba ile ilişiği kesmenin büyük günahlardan olduğunu belirtmiştir (bk Buharî, Edeb, 6, isti'zan, 35, Eyman, 16, istitabe, 1, Diyat, 2; Müslim, İman 143, 144; Ebu Davud, Vesaya, 10; Tirmizî, Birr, 4, Büyü') Haklı durumlar dışında ana-babayı üzen, onlara eza veren her fiil "ilişik kesme" sayılmıştır Bu duruma göre, masiyet (ALLAH'a isyan) sayılmayan konularda ana-babaya itaat etmek vaciptir Bu durumda onların emrine karşı gelmek ise "ilişik kesme (ukük)" kapsamına girer
İnsanların vereceği emirlere uymak, ALLAH'ın emir ve yasakları ile çelişmemesi ön şartına bağlıdır Ana-babaya itaat da bu prensiple sınırlıdır
Enes b Malik (ra), Rasülullah (sas)'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir "Başı siyah üzüm gibi olan Habeşli bir köle bile size vali tayin olunsa onu dinleyiniz ve itaat ediniz" Başka bir rivayette şöyle buyurulur: "Ma'siyetle emredilmediği sürece, hoşuna gitse de gitmese de, müslümanın (İslam devlet başkanını dinleyip itaat etmesi gerekir Eğer ma'siyet (ALLAH'a isyanı kapsayan) bir emir verilirse, dinleme ve itaat yoktur" (Buhari, Ahkam, 4; Müslim, İmare, 39)
Nitekim Hz Ali'nin naklettiği seriyye (askeri müfreze) olayı da yukarıdaki ilkeyi desteklemektedir Nebî (sas) askeri bir birlik (seriyye) çıkarmış ve başlarına da Ensar'dan birisini komutan tayin ederek, kendisine itaat edilmesini emretmişti Gidilen yerde komutan bir konuda askerlere kızarak odun toplatmış ve ateş yaktırarak içine girmelerini istemişti Bir bölüm sahabiler ateşe girmeye karar verip, ayakta, birbirine bakarak beklemeye başladılar ve ateş sönünceye kadar o durumda kaldılar Diğerleri, ise; "Biz Nebî (sas)'e ateşten kurtulmak için tabi olduk, şimdi nasıl ateşe girebiliriz?" dediler Durum, ALLAH'ın Rasülüne anlatılınca şöyle buyurdular:
"Eğer onlar ateşe girselerdi, bir daha sonsuza kadar çıkamazlardı Emirlere itaat ancak ma'ruf olan yani iyi ve güzel bilinen, İslam'a uygun bulunan şeylerdedir" (Buharî, Ahkam, 4, Cihad, 108; Müslim imare, 38; Ebü Davud, Cihad, 87; Tirmizî, Cihad, 29; Nesaî, Bîa, 34; ibn Mace, Cihad, 40)
Sonuç olarak oğul ve kızlar anne babaların İslam'a uygun olmayan İslamî emir ve yasaklarla çelişen emir ve isteklerine uymak zorunda değildi Ebeveyn'in çocuklarına namaz, oruç, hac, zekat gibi açık farzları işlememe veya faizli muamele yapması, tesettürü bırakması gibi istekleri bunlar arasına sayılabilir Çocuğun, bu ve benzeri konularda ebeveynine itaat etmemesi sorumluluk doğurmaz Çocuğun inancını sarsacak konular da bu kapsama girer Nitekim ayette şöyle buyurulur: "Biz, insana, ana-babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir Eğer onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü körüne) bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme" (el-Ankebut, 29/8; bk lokman, 31/14,15)
4) Karı-koca arasındaki ilişkiler de karşılıklı sevgi, saygı ve güzel muaşeret esasına dayanmalıdır
ALLAHü Teala, aile yuvasının "iyi geçim" esasına dayanması gerektiğini şöyle belirtir: "Eşlerinizle iyi geçininiz Eğer onlardan hoşlanmazsanız (biliniz ki), ALLAH'ın hakkınızda çok hayırlı kılacağı bir şeyden de hoşlanmamış olabilirsiniz" (en-Nisa',4/19)
Muaşeret; söz ve davranışların güç yettiği kadar güzel olmasıdır ALLAHın Rasülü şöyle buyurmuştur: "Sizin en hayırlıınız, ailesine karşı en hayırlı olandır Ben de aileme karşı hayırlı olanım" (İbn Mace, Nikah, 50; Darimî, Nikah, 55) Hz Peygamber eşleriyle en güzel geçim halinde idi Daima güler yüzlü ve tatlı dilli idi Aile fertlerine iltifat eder ve onların maişetini geniş tutardı Hz Aişe, ALLAH elçisinin kendisi ile yaptığı bir yarışı şöyle anlatır: "Rasülullah (sas) benimle yarış yapmış ve ben onu geçmiştim Bu, benim bedence zayıf olduğum bir sırada olmuştu Daha sonra ben kilo alınca yeniden yarıştık, fakat bu kere o beni geçti" (İbn Mace, Nikah, 50; A b Hanbel, VI, 129,182, 261, 280; bk Ebu Davud, Cihad, 61; A b Hanbel, VI, 264; İbn Kesîr, Tefsir, l, 369)
Kadının kocasının meşru olan isteklerine uyması gerekir Örfe ve toplum değerlerine göre ev içinde kadına ait olması gereken iş ve hizmetler "iyi geçim"in bir sonucu olarak kadın tarafından yapılmalıdır Dengi aileler hizmetçi çalıştırmıyorsa temizlik, çamaşır ve mutfak işleri kadına ait işler arasında sayılabilir Çocuklarının bakımı da bu kapsama girer Kadın ma'siyet sayılan emirlere uymaya zorlanamaz (bk Buhari, Nikah, 94)
ALLAH'ın Rasülüne hangi kadının daha hayırlı olduğu sorulunca, şu cevabı vermiştir: "Kocası kendisine bakınca, ona neşe ve sevinç verir, emrederse itaat eder, kendi malı ve özel yaşantısı konusunda, kocasının sevmediği şeyleri yapmaz" (Ab Hanbel, II, 251, 432, 438; bk Ebu Davud, Zekat, 32; ibn Mace, Nikah, 5)
Sonuç olarak, dünya hayatını ömür boyu birlikte yaşamaya karar veren eşler birbirinin değerini bilmeli, karşılıklı anlayış ve fedakarlık içinde İslam'ın belirlediği ilkelere uyarak Yüce ALLAH'ın rızasını kazanmaya çalışmalıdır Ne kadının ve ne de erkeğin hayatı çekilmez hale getirmeye hakkı yoktur Eşlerin geçimsizliğinden özellikle aile içindeki dinî yaşantı zarar görmeye başlamışsa, tarafların İslam'ın bu konuda getirdiği önlemleri alma hakkı doğar Öğüt, hafifçe dövme, yatakta yalnız bırakma, hakeme başvurma ve boşama bunlar arasında sayılabilir İleride bu önlemler üzerinde ayrıca duracağımız için kısa geçiyoruz 5) Aile içinde eve giriş ve çıkışlarda aşağıdaki edeplerin gözetilmesi gerekir
Eve girerken zile basmak, girince selam vermek, hal-hatır sormak, çocukların ana-babalarına ait yatak odasına izinsiz girmemesi gibi edepler bunlar arasında sayılabilir
Kur'an-ı Kerîm'de başkasının evine giriş edebi şöyle belirlenmiştir: "Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere, kendinizi tanıtıp ünsiyet kurmadan ve ev halkına selam vermeden girmeyin Herhalde bunun, sizin için daha iyi olduğunu düşünüp anlarsınız" (en-Nûr, 24/27) Devamı olan ayetlerde ise; evde kimse yoksa, izinsiz girilmemesi ve "geri dönün" denilirse, hemen dönülmesi, ancak bu gidilen evde kendimize ait eşya bulunur, fakat o sırada evde kimse oturmuyorsa buraya girmekte bir sakınca olmadığı belirtilir (en-Nûr, 24/28, 29)
Diğer yandan evin içinde birlikte yaşanan erginlik çağına girmeyen çocukların, günün üç vaktinde, yatak odasına veya dinlenme yerine girerken üç defa izin istemeleri esası getirilir Bu üç vakit; sabah namazından önce, öğleyin dinlenmek üzere yatıldığında veya yatsı namazından sonraki vakitlerdir Çünkü bu vakitlerde, kişinin giysilerini çıkarmış olması mümkündür Evin ergin çocuklarının da aynı şekilde izin isteyerek bu yerlere girebileceği ayrıca vurgulanmıştır (en-Nûr, 24/58, 59)
Ailede evlenme ümidi kalmamış yaşlı kadınların, zinetlerini açmamak şartıyla, yabancı erkeklerin yanında bazı giysilerini çıkarmalarının mümkün ve caiz olduğu belirtilmiştir (en-Nur, 24/60)
Ev içinde karı-kocanın yanına belli saatlerde izinsiz girmeyi yasaklayan yukarıdaki ayetlerin inme sebebi şudur
Mukatil bin Hayyan'a göre, ashab-ı kiramdan Esma binti Mürsed ile kocası, Nebî (sas)'e yemek hazırlamışlardı Bu arada bir takım insanlar izinsiz olarak içeri girmeye başlamıştı Esma (ranha) şöyle dedi: "Ey ALLAHın Rasulü! Bu ne çirkin bir durum Bir kadınla erkeğin yanına, ikisi bir örtü altında iken çocukları izinsiz giriyor" Bunun üzerine yukarıdaki ayetler inmiştir (bk ibn Kesîr, Muhtasar, Tefsîr, İhtisar ve Tahk M Ali, es-Sabünî, 7 baskı, Beyrut, 1402/1981, II, 618)
Sonuç olarak İslam'ın getirdiği bu ev içi veya dışardan gelenlerin görüşme edebi, insanların tecrübelerle ulaşabileceği en yararlı ve en güvenli kurallardır Günümüzde uygulanan kilit, kapı zili, diyafon hatta görüntülü kamera sistemi vb önlemler, görüşmelerde güveni sağlama gayesine yöneliktir İslam 15 asır önce görüşmelerdeki bu güvenlik sistemini kurmuştur Aynı sistem, dükkan, mağaza, depo, büro, fabrika vb iş yerlerini de kapsamına alır Belki kapısı herkese açık olan yerler için "giriş izni" verilmiş sayılır İş yeri temsilcisi ile selam verilerek ünsiyet kurulmuş olur
6) Aile fertleri, günün gerektirdiği bilgi, görgü, edep ve tecrübe ile sürekli bir gelişmenin içinde bulunmalıdır
İslam pratik ve dinamik bir dindir Bu yüzden mü'minlerin sürekli maddi ve manevî bir gelişmenin içinde olmalarını ister Önce anne-baba çeşitli konulardaki bilgi ve amel eksikliğini gidermeye çalışmalıdır Çocuklar da günün şartlarına göre en az lise düzeyinde bir eğitim görmeli, mümkün olursa yüksek öğrenim de yaptırılmalıdır Ancak yüksek öğrenim gören gençler yalnız devlet kapısına güvenmemeli, kendi mesleğine uygun iş alanlarını kendi çabası ile meydana getirmeye çalışmalıdır Mesela; ziraat fakültesinin tarım bölümünü bitiren çiftlik kurmanın, hayvancılık bölümünü bitiren hayvan çiftliği oluşturmanın yollarını aramalıdır Madencilik sektöründe uzmanlaşanın da, maden işletmesini bizzat kurarak veya organize ederek işin başına geçmeyi hedeflemesi gerekir Bir İslam toplumunda bu gibi yatırımların yapılmasında sermaye önemli bir rol oynamaz Kişinin güvenilir, müteşebbis ve dürüst olması ve ufuklarının geniş bulunması yeterlidir İslam'ın ekonomik sistemi içindeki "Mudarebe (emek-sermaye ortaklığı)", "Muzaraa (ziraat ortakçılığı)" ve "Muşarake (sermaye ortaklığı)" gibi yöntemler işletmeciye gerekli olan sermayeyi sağlamak için yeterlidir (bk Hamdi Döndüren, Delilleriyle Ticaret ve İktisat İlmihali, İstanbul 1993, s: 409-450, 606, 607,622-628)
İslam, mü'minleri sürekli ilim talebine teşvik etmiştir Kur'an-ı Kerîm'de şöyle buyurulur: "De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri düşünüp fikir üretir" ( ez-Zümmer, 39/9) "De ki: Rabbim! Benim ilmimi artır" (Taha,20/114) "Kulları içinden ancak alim olanlar, ALLAH'tan (gereği gibi) korkarlar" (Fatır, 35/28) "ALLAH sizden iman edenleri ve kendilerine ilim verilenleri derece bakımından yükseltir" (el-Mücadele, 58/11) Bu ayetin baş tarafında bir muaşeret kaidesine dikkat çekilir Bir mecliste, başkalarına yer açmak ve "kalkın" denilince, yeni gelenlere yer vererek kalkmak, mü'mini edepli ve tevazu sahibi yapar Böylece iman ve ilimle tamamlanan edep ve tevazu mü'mini dünya ve ahirette yüksek derecelere ulaştırır
Hz Peygamber (sas)'in ilme teşvik eden pekçok hadisleri vardır Bir kaçını zikredeceğiz: "İlim edinmek için çalışmak her müslümana farzdır" (İbn, Mace, Mukaddime, 17, en-Nevevî, bu hadis için; anlam bakımından doğru ise de sened yönünden zayıftır, demiştir) "Bir topluluk ALLAH'ın evlerinden bir evde toplanır, ALLAH'ın kitabını okur ve onu aralarında müzakere ederlerse, melekler onları kuşatır, üzerlerine sekînet iner ve kendilerini ilahî rahmet kaplar Yüce ALLAH onları nezdindeki kimselerin yanında anar" (Ebü Davud, Vitr, 14; İbn Mace, Mukaddime, 17) "ALLAH, hakkında hayır murad ettiği kimseyi dinde fakih kılar" (Buharî, İlm, 10,13; İbn Mace, Mukaddime, 17)
İlimle uğraşan mü'min, ihtisas alanının zirvesine çıkmayı, ticaret veya sanatla uğraşan da kendi alanında söz sahibi olmayı hedeflemelidir Çünkü mü'min "iki günü eşit olan zarardadır" prensibine uyar ve ALLAHü Teala'nın; rnesleğinde derinleşen sanatkarı sevdiğini bilir Diğer yandan ilim edinmenin gayesi onunla amel etmektir Bu yüzden çocukları pratik değeri olmayan ve günlük yaşayışta amel yönü bulunmayan teorik ilimler yerine pratik ilimlere yöneltmelidir
Sonuç olarak bir ailede herkes kendi iş, çalışma ve meslek alanı ne ise, öncelikle kendisine her gün gerekli olan İslamî bilgileri öğrenmesi gerekir Çiftci bununla, tüccar ticaretle, sarraf kendi mesleği ile ilgili esasları öğrenmelidir Hz Ömer'in devlet başkanı olunca valilerine şu genelgeyi yayınladığı nakledilir: "Bizim çarşı ve pazarlarımızda, ticaretin dini esaslarını bilmeyen alış-veriş yapmasın" (Tirmizi, Vitr, 21)
Günümüzde ileri ülkeler bilim, teknoloji ve tıp alanlarında başdöndürücü bir gelişmenin içine girmişlerdir İslam toplumları da bu yarışın dışında kalamaz Avrupa Ortaçağ karanlıklarını yaşarken İslam alemi kültür ve medeniyette üstün durumda idi Ancak günümüzde bilim ve teknoloji üstünlüğünü ele geçiren batı ülkeleri, bu üstünlüğü, geri kalmış ülkeler ve özellikle de İslam ülkeleri aleyhine kullanmaktadır Bu yüzden İslam toplumları tarihteki bu kültür ve medeniyet değerleri ile bağlarını koparmadan bunları yeni bilgi, teknik, sanat ve becerilerle geliştirerek, yüzyılın medeniyetlerini aşmanın yollarını bulmalıdır Bu da ciddi çalışmakla, sabırla ve kendisine rakip olarak aldığı, batılı firma ve kuruluşu aşmayı bir gaye ve ideal haline getirmekle olabilir Cenab-ı Hak isteyene istediğini, çalışana da çalıştığının karşılığını verir Hadiste; "İslam yücedir, onun üzerine yücelinmez" (Buhari, Cenaiz, 79) buyurulmuştur 7) Aile bireylerinin İslam ahlakı ile ahlaklanması hedeflenmelidir
İslam en son ve mükemmel bir din olduğu için en yüce ahlak değerleri de onda toplanmıştır Ahlak, arapça "huluk" sözcüğünün çoğulu olup, sözlükte; huylar, seciyeler ve karakterler anlamına gelir İslam ahlakının esaslarını vahiy ve sünnet belirlemiştir İslamı en güzel yaşayan ve İslam ahlakının en iyi örneklerini veren Hz Muhammed (sas)'dir Kur'an'da şöyle buyurulur: "Sen en yüce bir ahlak üzeresin" (el-Kalem, 68/4) "Şüphesiz, ALLAH'ın Rasülünde, sizin için, ALLAH'ın rahmetini ve ahiretin nimetlerini arzulayanlar ve ALLAH'ı çokça zikredenler için güzel bir örnek vardır" (el-Ahzab33/21)
Hz Peygamber (sas) hem ahlaklı yaşamış ve hem de ashabını ahlaklı olmaya çağırmıştır Hadislerde şöyle buyurulur: "Ben ahlakın güzelliklerini tamamlamak için gönderildim" (Ab Hanbel, II, 381; Malik, Muvatta', Hüsnü'l-Hulk, "İnsanlara verilen şeylerin en hayırlısı güzel ahlaktır" (Ab Hanbel, IV, 278) "Müminlerin iman bakımından en olgunu güzel ahlak sahibi olanıdır" (Ebu Davud, Sünne, 14; A b Hanbel, II, 250, 472, 527, V, 89, 99) "Nebî (sas) insanlar arasında ahlakı en güzel olanı idi" (Buharî, Edeb, 112; Müslim, Edeb, 30; Ebu Davud, Edeb, 1) Hz Aişe'den;
"ALLAH'ın Nebîsinin ahlakı Kur'an idi" dediği nakledilmiştir Başka bir hadiste ahlakın özü şöyle belirlenmiştir: "Her dinin bir ahlakı vardır İslam'ın ahlakı ise utanmadan (haya) ibarettir" (İbn Mace, Zühd, 17; Malik, Muvatta, Hüsnü'l-Hulk, 9)
Sonuç olarak aile içinde çocukların yetişmesi ve eğitilmesi sırasında İslam'ın bu yüce değerlerinin onlara telkin edilmesi veya bu değerleri alabileceği kurs, okul, sohbet, seminer, kamp, konferans vb yerleri tercihte aile reislerinin gerekli istişare ve feraseti göstermesi beklenir Çünkü çeşitli eğitim kurumlarında yalnız pozitif ve tabiat bilimlerini okuyan gençlik, manevî ilim ve değerlerden habersiz yetişirse, belki diploma sahibi olmakta, fakat "emanete ehil" duruma gelememektedir ALLAH korkusu ve ahiret inancı olmayan bir kimse, hayatta ele geçirdiği makamları ve maddi imkanları kendi kişisel çıkarları için kullanabilmekte ve toplum bundan ciddi yaralar almaktadır Bu yüzden günün gerektirdiği bilgi ve tecrübeleri kazanan imanlı gençlik, aynı zamanda sabır, tevekkül, haya, tevazu, edep gibi güzel huyları alır ve kibir, ucub, hased, kin ve yalancılık gibi kötü huyları da bırakırsa İslam toplumunun özlediği ve ihtiyaç duyduğu emanet ehilleri yetişmiş olur İşte mü'min bir ailenin, çocuklarını böyle bir eğitimden geçirmesi ve ömür boyu güzel ahlak üzere bulunmayı hedeflemesi gerekir Bu yolda gösterilecek gayretin, sonuç versin veya vermesin, sahibine ecir kazandıracağında şüphe yoktur.

WeBCaNaVaRi'na Üye Olmadan Link'leri ve Kod'ları Göremezsiniz.
Link'leri Görebilmek İçin. Üye Ol. veya Giriş Yap.
Üyelerimizden Destek Bekliyoruz.
WeBCaNaVaRi Botu

Bu Site Mükemmel :)

*****

Çevrimİçi Çevrimİçi

Mesajlar: 222.145


View Profile
Re: Müslüman Bir Ailenin Nitelikleri...!
« Posted on: Kasım 21, 2019, 03:05:14 ÖÖ »

 
      Üye Olunuz.!
Merhaba Ziyaretçi. Öncelikle Sitemize Hoş Geldiniz. Ben WeBCaNaVaRi Botu Olarak, Siteden Daha Fazla Yararlanmanız İçin Üye Olmanızı ŞİDDETLE Öneririm. Unutmayın ki; Üyelik Ücretsizdir. :)

Giriş Yap.  Kayıt Ol.
Anahtar Kelimeler: Müslüman Bir Ailenin Nitelikleri...! e-book, Müslüman Bir Ailenin Nitelikleri...! programı, Müslüman Bir Ailenin Nitelikleri...! oyunları, Müslüman Bir Ailenin Nitelikleri...! e-kitap, Müslüman Bir Ailenin Nitelikleri...! download, Müslüman Bir Ailenin Nitelikleri...! hikayeleri, Müslüman Bir Ailenin Nitelikleri...! resimleri, Müslüman Bir Ailenin Nitelikleri...! haberleri, Müslüman Bir Ailenin Nitelikleri...! yükle, Müslüman Bir Ailenin Nitelikleri...! videosu, Müslüman Bir Ailenin Nitelikleri...! şarkı sözleri, Müslüman Bir Ailenin Nitelikleri...! msn, Müslüman Bir Ailenin Nitelikleri...! hileleri, Müslüman Bir Ailenin Nitelikleri...! scripti, Müslüman Bir Ailenin Nitelikleri...! filmi, Müslüman Bir Ailenin Nitelikleri...! ödevleri, Müslüman Bir Ailenin Nitelikleri...! yemek tarifleri, Müslüman Bir Ailenin Nitelikleri...! driverları, Müslüman Bir Ailenin Nitelikleri...! smf, Müslüman Bir Ailenin Nitelikleri...! gsm
Sayfa 1
Yukarı Çık :)
Gitmek istediğiniz yer:  


Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntü Son Mesaj
Atatürk'ün Birleştirici, Bütünleştirici Ve Kaynaştırıcı Nitelikleri
Atatürk Köşesi
SaviorAngel 0 542 Son Mesaj Ocak 24, 2012, 08:12:00 ÖS
Gönderen : SaviorAngel
Sesin Nitelikleri
Psikoloji ve Sosyoloji
Asortik Hatun 0 595 Son Mesaj Ekim 29, 2012, 02:14:11 ÖS
Gönderen : Asortik Hatun
Burçların Nitelikleri!
Burçlar
Mavi_Kiyamet 1 790 Son Mesaj Kasım 11, 2012, 10:35:28 ÖS
Gönderen : SheWolf
Ailenin Işlevleri
Evlilik ve Aile
Asortik Hatun 0 703 Son Mesaj Nisan 29, 2013, 01:33:40 ÖS
Gönderen : Asortik Hatun
Içimizdeki Bilge'nin Nitelikleri - Abdullah Aydın
Kitaplar Hakkında Bilgi ve Özetler
sanane_61 0 486 Son Mesaj Şubat 06, 2015, 10:50:51 ÖS
Gönderen : sanane_61


Theme: WeBCaNaVaRi 2011 Copyright © 2011 Simple Machines SiteMap | Arşiv | Wap | İmode | Konular