Duyurular
Uzun süredir sunucu kaynaklı yaşanan problemlerden ötürü özür dileriz. Yeni sunucu'ya geçiş yaptık ve artık sorunsuz olarak yayın hayatına tekrar başlamış bulunmaktayız. Problem ve Sorunlarınız için SaviorAngel adlı Adminimize P.M ile ulaşabilirsiniz.

0 Üye ve 1 Ziyaretçi Konuyu İncelemekte. Aşağı İn :)
Sayfa 1
Konu: Mevlâna Celâleddn-i Rumi Hazretleri  (Okunma Sayısı: 554 Kere Okundu.)
« : Aralık 21, 2008, 11:54:32 ÖÖ »
Avatar Yok

FeMoX
*
Üye No : 570
Yaş : 29
Nerden : Rize
Cinsiyet : Bayan
Konu Sayısı : 2803
Mesaj Sayısı : 5.853
Karizma = 39


MEVLÂNA CELÂLEDDİN-İ RUMÎ HAZRETLERİ

O ki; irfan semâsının yıldızı, hakikat ufkunun batmaz güneşi...
O ki; aşk denizinin en parlak incisi, muhabbet kervanının başı, Hak dostlarının gözünün nûru...
İç gözlerine ilâhî hikmet sürmesi çekilen ve bir ömür boyu okyanuslar gibi çağlayan eşsiz velî...
Belh şehrinde cihan toprağına bir çiğ tanesi gibi düştü...Onun doğumu her tarafta çiçek bayramları gibi karşılandı. Aşk incisi Mevlâna, Hüseyin Celâleddin-i Hatibî'nin oğlu, Sultânü'l Ulemâ Muhammed Bahâeddin Veled'in sülbünden dünyaya geldi... Sanki bir top inciden meydana gelmiş, her azasından nur ve ışık fışkıran, bakışı insanın içini yakan ay yüzlü bir çoçuktu...
Çok sevdiği babasının vefatından sonra Mevlâna Hazretleri, kendisini tamamen ilim yoluna verdi. Gece ve gündüzlerini ibadetle zikirle ihya eden Mevlâna, Halep ve Şam'a kadar uzanıp, nice mürşidlerden irfan incileri elde etti. Ciddî bir tahsilden sonra memleketine geri döndü.
Artık tefsir, hadîs, fıkıh, usûl ve kavaide tamamen vâkıf, yüksek bir âlim olmuştu. İsmi dillerden düşmüyordu. Gün geçtikçe etrafındaki halka genişliyor, ilme susayanlar onun pınarından kovalarını dolduruyorlardı.
Birgün....
Mevlâna Hazretleri, medresesinden çıkmış, geyik bacaklı bir ata binmiş evine gidiyordu. Ardından bir sürü talebe ve bağlıları... O ağır ağır yol alırken bir çift göz de uzaktan onu süzüyordu. Tabiî ki Mevlâna'nın bundan haberi yoktu. Ansızın hiç tanımadığı bir adam kendisini sokağın ortasına attı ve atının dizginlerine yapışıp haykırdı:
- Ey Müslümanların Efendisi! Söyle bana Allah'ın Resûlü mü daha büyüktür yoksa Bâyezid-i Bistâmî mi?
Mevlâna bu haykırışın ve bu sualin dehşetinden atın üstünden düşecek gibi oldu. Yüzünde hayret çizgileri şimşek gibi gezindi. Bu nasıl bir sualdi böyle? Birden rengi sapsarı kesildi, dudakları şiddetle büzüldü. Fakat çabuk toparlandı; gökler kadar mavi ve derin gözlerini bu garip adama çevirip:
- Ey adam, sen neler söylüyorsun? Bâyezid ümmetten bir kimsedir; Allah'ın Resûlü ise âlemlerin ve âdemlerin efendisi. O'nun yanında Bâyezid kim olabilir ki?
Şems-i Tebrizî'den başkası olmayan bu garip adam daha hiddetle bağırdı:
- Ya niçin peygamberler peygamberi her an: "Biz seni lâyıkıyla bilmedik Yâ Rabbî" dediği hâlde Bâyezid: "Ben noksandan beriyim ve şanım pek yücedir." diyor. Öyle biri, böyle bir sözü ne hikmetle söylemiş?
Mevlâna'nın dudakları bir yay gibi gerildi.
- Çünkü, Nebîler Nebîsinin mübarek kalbi sahili bulunmaz bir denizdir. Ona ne kadar aşk ve marifet ırmakları aksa hepsini ihata eder ve ziyadesini isterdi. Halbuki Bâyezid, susuzluğunu bir damlayla giderir ve daha fazlasına tahammül edemeyerek taşar ve bu coşkunlukla öyle söylerdi. Kâinatın Efendisin'nin kalbi fezâ kadar derin olduğu içindir ki, her an daha büyük tecellileri bekler, hiçbir derecede kalmaz, daima biraz daha yakınlık dilerdi. İşte bu sözlerdeki hikmet tamamıyla bundan ibarettir.
Mevlâna Celâleddin-î Rûmî'yi can kulaklarıyla dinleyen Şems, birden yıldırım çarpmış gibi titredi. Bu sözler ruhuna şimşek şimşek inince bir acayip oldu ve müthiş bir ceryana kapıldı. Gönlünün derinliklerinden gelen bir hisle müthiş bir nâra attı: "Allah!" diye haykırdı ve oracıkta yerlere serilip kaldı.
Mevlâna derhâl atından inip Şems'in başını kucağına aldı. Ne var ki; Şems bir türlü kendine gelemiyordu. Şems'in başı dakikalarca Mevlâna'nın kucağında kaldı. Ve sonra usul usul gözlerini açtı. Gözlerinin içinde okyanuslar kaynıyordu. Bir tutam aşk kıvılcımını Mevlâna'nın gönül ocağına attı. Mevlâna, eğilip onu alnından öptü ve elinden tutup doğruca evine götürdü.
Şimdi ikisi de çırpınan alev gibi dalgalanıyorlardı. Mevlâna'da coşkun bir zevk ve çağlayan bir aşk başlamıştı. Kendisini Allah'a daha çok yaklaştıracak irfan ehlini, hikmet denizinden nice damlalar alacağı mürşidini bulmuştu. Uçan güneş gelip koynuna girivermişti. Artık bir ömür boyu aşk ve îmânla çağlayıp duracaktı.
Hazretî Mevlâna'nın havuz kenarında oturduğu bir gündü...
Yanında birtakım kitaplar vardı. Derin düşüncelerin denizinde akıl gemisini yürüttüğü bir andı ki, birden Şems göründü ve sordu:
- A yol eri, bunlar ne cins kitaplar?
Mevlâna cevap verdi:
- Bunlara dedi-kodu derler!
Şems-i Tebrizî'nin gözlerinde müthiş bir ışık belirdi. Pençesini bu kitaplara taktı ve kavradığı gibi havuza, suların ıslak tenine atıverdi.
Mevlâna Hazretleri, tarifi imkânsız bir telaşa düştü, yüzü ıstırap çizgileriyle damar damar gerildi ve gayr-i ihtiyari bağırdı:
- Ey benim güneşim, ne yaptın? Bunlar bana atalarımdan kalmış şeylerdi. İçlerinde çok faydalandıklarım da vardı. Vah ki, vah bana!
Şems Hazretlerinin dudaklarında çiçek çiçek bir tebessüm belirdi. Sadef parmaklarını havuza doğru çevirdi ve oynatıverdi. Kitaplar birden kanatlanmış kuş gibi gelip Şems'in avucunda eski hâlini aldı. Hiçbirinde en ufak bir eksiklik ve ıslaklık eseri yoktu.
Mevlâna hayran hayran baktı ve haykırdı:
- Ey hayat ışığım, bu ne hâldir?
Şems deniz deniz çağlayarak anlattı:
- Buna da zevk ve halet derler; ya sende bundan eser var mı?
Mevlâna boynunu büküp mırıldandı:
- Ne gezer!...
O andan itibaren Mevlâna'nın gönlüne bir başka ateş düşüverdi... Şems'in etrafında bir pervane gibi dönmeye başladı. Aşk denizinin dalgaları Mevlâna'yı sahili bulunmaz bir okyanusa itmişlerdi. Onda artık dur durak yoktu.
Bir gün, Hazret-i Mevlâna aşıklarından birine dedi ki:
- Hazır ol bu gece sana geleceğim!
O da gönül gönül çırpınarak:
"Ah yüce sultanım, beni ihya edersiniz!" dedi. Ve bu müjdenin verdiği sevinçle elde avuçta nesi varsa hepsini dağıttı. Gönüller sultanı gelecek, belki bir an dinlenmek ister diye güzel bir yatak hazır etti. Çünkü Mevlâna gece gündüz ak çiçekli bir gül dalı gibi titriyordu. Kâbe mumu gibi yanıyor, ney'ler gibi inliyordu. Mübarek vücudu incele incele gümüş tellerine dönmüştü.
Akşam oldu. Mevlâna, Siraceddin'in evine vardı, içeri girdi ve dedi:
- Siraceddin, sen bana bakma git yat!
Siraceddin ne yapabilirdi ki? Baş kesip "eyvallah" dedi. Hazreti Mevlâna namaza durdu. Yüce Rabbin huzurunda adeta kendinden geçti. Sabah ezanları gök kubbeyi çınlatmaya başladı. Siraceddin bütün gece yatağında dönüp durdu. Belki şimdi bitirir diye düşünüyordu. Ne var ki, Mevlâna hâlâ Yüce Rabbinin huzurundaydı. Başı kesik bir mum gibi geceler boyu yanmıştı. Artık Siraceddin dayanacak gücü kendinde bulamadı ve dedi:
- Sultanım, sabahlar oldu; bir nefes olsun dinlenin!
Mevlâna, îmân aynası berrak yüzünü Siraceddin'e döndürdü, elini uzatıp sırtını okşadı:
- İyi ama, eğer biz de uyursak bu kadar uyuyana kim deva eder?
Aşk sultanı Mevlâna, çocukların bile gönlünde taht kurmuştu. Çocukları ve fakirleri çok severdi. Sokaktan geçecek olsa bütün çocuklar peşine takılır, elini öpmek için sıraya girerlerdi.
Bir gün yine bir sokaktan geçiyordu. Onu gören çocuklar ceylanlar gibi sıçradılar. Koştular, elini eteğini öpmeye koyuldular. Oyun oynayan çocuklardan biri ona seslendi:
- Dur ey Hüdavendigâr! İşte oyunum bitiyor. Bitsin de ben de elini öpeyim!
Hazret-î Mevlâna olduğu yerde çakılıp kaldı. Dakikalarca orada bekledi. Nihayet çocuk oyunun

Anahtar Kelime: Forum, Mp3, Program, Film, Webcanavari, Makale, Eğitim, Video, Resim, Upload, SMF, Vb, MyBb, Html, Visual Basic, Karikatür, Komik Resimler, Haberler, Güncel, Destek, İsimden Adres Bul, Seo, WebMaster, İstanbul, İzmir, Ankara, Oyun, Download, Counter Strike, Knight Online, İndir, Ceza, Sago, Ayben, Kolera, Pit10, ŞanıŞer, Memleket, Google, Yahoo, Bing, FaceBook, Sohbet, Radyo, Arkadaşlık, HitOfDevil, English Boards, Döviz Kuru, NoteBook Driver, RapCanavari, RockCanavari, Mp3Canavari, Face, Netlog, Sugar.
WeBCaNaVaRi Botu

Bu Site Mükemmel :)

*****

Çevrimİçi Çevrimİçi

Mesajlar: 222.125


View Profile
Re: Mevlâna Celâleddn-i Rumi Hazretleri
« Posted on: Eylül 22, 2019, 04:30:02 ÖÖ »

 
      Üye Olunuz.!
Merhaba Ziyaretçi. Öncelikle Sitemize Hoş Geldiniz. Ben WeBCaNaVaRi Botu Olarak, Siteden Daha Fazla Yararlanmanız İçin Üye Olmanızı ŞİDDETLE Öneririm. Unutmayın ki; Üyelik Ücretsizdir. :)

Giriş Yap.  Kayıt Ol.
Anahtar Kelimeler: Mevlâna Celâleddn-i Rumi Hazretleri e-book, Mevlâna Celâleddn-i Rumi Hazretleri programı, Mevlâna Celâleddn-i Rumi Hazretleri oyunları, Mevlâna Celâleddn-i Rumi Hazretleri e-kitap, Mevlâna Celâleddn-i Rumi Hazretleri download, Mevlâna Celâleddn-i Rumi Hazretleri hikayeleri, Mevlâna Celâleddn-i Rumi Hazretleri resimleri, Mevlâna Celâleddn-i Rumi Hazretleri haberleri, Mevlâna Celâleddn-i Rumi Hazretleri yükle, Mevlâna Celâleddn-i Rumi Hazretleri videosu, Mevlâna Celâleddn-i Rumi Hazretleri şarkı sözleri, Mevlâna Celâleddn-i Rumi Hazretleri msn, Mevlâna Celâleddn-i Rumi Hazretleri hileleri, Mevlâna Celâleddn-i Rumi Hazretleri scripti, Mevlâna Celâleddn-i Rumi Hazretleri filmi, Mevlâna Celâleddn-i Rumi Hazretleri ödevleri, Mevlâna Celâleddn-i Rumi Hazretleri yemek tarifleri, Mevlâna Celâleddn-i Rumi Hazretleri driverları, Mevlâna Celâleddn-i Rumi Hazretleri smf, Mevlâna Celâleddn-i Rumi Hazretleri gsm
Yanıtla #1
« : Temmuz 28, 2011, 11:59:59 ÖÖ »

EmpaThy
*
Üye No : 79937
Nerden : İstanbul
Cinsiyet : Bayan
Konu Sayısı : 167
Mesaj Sayısı : 2.272
Karizma = 30


TeşekkürLer, emeğine sağLık.
Sayfa 1
Yukarı Çık :)
Gitmek istediğiniz yer:  


Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntü Son Mesaj
Mevlana Celalettin Rumi Ağıt
Şiir Köşesi
Sahin07 3 843 Son Mesaj Nisan 23, 2008, 11:15:03 ÖÖ
Gönderen : mEkansIz_qEnc
Hüseyin Rumi - Aşkadır Sürgünüm
Albüm Tanıtım
By.TuRuT 1 578 Son Mesaj Nisan 11, 2010, 01:45:06 ÖÖ
Gönderen : bebeqim
Rumi'nin Bildiği Aşk - Serdar Özkan
Kitaplar Hakkında Bilgi ve Özetler
naberpravda 0 576 Son Mesaj Ekim 04, 2013, 01:51:59 ÖS
Gönderen : naberpravda


Theme: WeBCaNaVaRi 2011 Copyright © 2011 Simple Machines SiteMap | Arşiv | Wap | İmode | Konular