Duyurular
27.10.2007 yılında kurduğumuz webcanavari.net Bugün itibariyle 12. yaşına girmiş bulunmaktadır. Bu uzun süre zarfında desteklerini esirgemeyen eski / yeni ve mevcutta bulunan yönetim kadromuza, saygıdeğer üyelerimize teşekkür ederiz.

0 Üye ve 1 Ziyaretçi Konuyu İncelemekte. Aşağı İn :)
Sayfa 1
Konu: Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...37  (Okunma Sayısı: 685 Kere Okundu.)
« : Ekim 31, 2008, 10:37:35 ÖÖ »

Asortik Hatun
*
Üye No : 3762
Nerden : İzmir
Cinsiyet : Bayan
Konu Sayısı : 13389
Mesaj Sayısı : 22.842
Karizma = 58066


073-MÜZZEMMİL SURESİ

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM



[073.001] Ey örtüsüne bürünen,
[073.002] Az bir kısmı hariç olmak üzere, geceleyin kalk:
[073.003] (Gecenin) Yarısı kadar. Ya da ondan da biraz eksilt.
[073.004] Veya üzerine ilave et. Ve Kur'an'ı da belli bir düzen içinde (tertil üzere) oku.
[073.005] Gerçek şu ki, biz senin üzerine 'oldukça ağır' bir söz (vahy) bırakacağız.
[073.006] Doğrusu gece neşesi (gece ibadeti, insanın iç dünyasında uyandırdığı) etki bakımından daha kuvvetli, okumak bakımından da daha sağlamdır.
[073.007] Çünkü gündüz, senin için uzun uğraşılar vardır.
[073.008] Rabbinin ismini zikret ve her şeyden kendini çekerek yalnızca O'na yönel.
[073.009] (Allah,) Doğunun ve batının Rabbidir. O'ndan başka ilah yoktur. Şu halde (yalnızca) O'nu vekil tut.
[073.010] Onların demelerine karşı sen sabret ve onlardan güzel bir ayrılma tarzıyla (düşünce ve eylem bakımından köklü bir tutum) ile kopup-ayrıl.
[073.011] Yalanlamakta olan nimet (refah ve servet) sahiplerini sen bana bırak ve onlara az bir süre tanı.
[073.012] Çünkü bizim yanımızda bukağılar ve cayır cayır yanan bir ateş vardır;
[073.013] Boğazı tıkayıp kalan bir yemek ve acı bir azab da vardır.
[073.014] (Öyle) Bir gün ki, yer yüzü ve dağlar titremeye-tutulur ve dağlar göçüveren bir kum yığını olur.
[073.015] Hiç şüphesiz biz size, üzerinize şahid olacak bir peygamber gönderdik; Firavun'a da bir peygmber gönderdiğimiz gibi.
[073.016] Fakat Firavun peygambere isyan etti, biz de onu pek vahim bir tarzda (azabla) yakalayıverdik.
[073.017] Eğer küfredecek olursanız, çocukların saçlarını ağartan bir günde, siz kendinizi nasıl koruyacaksınız?
[073.018] Bu nedenle gök bile yarılıp-çatlamıştır; (artık) O'nun va'di gerçekleştirilip-yerine getirilmiştir.
[073.019] Şüphesiz, bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine bir yol bulabilir.
[073.020] (Ey Nebi) Gerçekten Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden biraz eksiğinde, yarısında ve üçte birinde (namaz için) kalktığını bilmektedir; seninle birlikte olanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını bilmektedir) . Geceyi ve gündüzü Allah takdir etmektedir. Sizin bunu sayamayacağınızı bildi, böylece de tevbenizi (O'na dönüşünüzü) kabul etti. Şu halde Kur'an'dan kolay geleni okuyun. Allah sizden hastalar olduğunu, başkalarının Allah'ın fazlından aramak için yeryüzünde gezip-dolaşacaklarını ve diğerlerinin de Allah yolunda çarpışacaklarını bilmiştir. Öyleyse ondan (Kur'an'dan) kolay geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin. Hayır olarak kendi nefisleriniz için önceden takdim ettiğiniz şeyleri daha hayırlı ve daha büyük bir ecir (karşılık) olarak Allah katında bulursunuz. Allah'tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır çok esirgeyendir.
074-MÜDDESİR SURESİ

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM



[074.001] Ey bürünüp örtünen,
[074.002] Kalk (ve) bundan böyle uyarıp-korkut.
[074.003] Rabbini tekbir et (yücelt)
[074.004] Elbiseni de temizle.
[074.005] Pislikten kaçınıp-uzaklaş.
[074.006] Daha çok istekte bulunmak için iyilik yapma.
[074.007] Rabbin için sabret.
[074.008] Çünkü o boruya (sur'a) üfürüldüğü zaman,
[074.009] İşte o gün, zorlu bir gündür;
[074.010] Kafirler içinse hiç kolay değildir.
[074.011] Bırakın onu bana, Ben onu tek olarak yarattım.
[074.012] Ki ben ona, 'alabildiğine geniş kapsamlı bir mal (servet) ' verdim,
[074.013] Göz önünde-hazır çocuklar (verdim),
[074.014] Ve önüne sayısız imkan ve fırsatları döşeyip-serdim.
[074.015] Sonra, daha da arttırmam için tamah eder (doyumsuz istekte bulunur) .
[074.016] Hayır; çünkü o, bizim ayetlerimize karşı 'kesin bir inatçıdır.'
[074.017] Onu alabildiğine sarp bir yokuşa sardırıp-süreceğim.
[074.018] Çünkü o, düşündü ve bir ölçü tesbit etti.
[074.019] Kahrolası, nasıl bir ölçü koydu?
[074.020] Yine kahrolası, nasıl bir ölçü koydu?
[074.021] Sonra bir baktı.
[074.022] Sonra kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti.
[074.023] Sonra da sırt çevirdi ve büyüklük tasladı (istikbâr) .
[074.024] Böylece: «Bu, yalnızca 'aktarılarak öğrenilen' bir büyüdür» dedi.
[074.025] «Bu, bir beşer sözünden başkası değildir.»
[074.026] Onu ben, cehenneme sürükleyip-atacağım.
[074.027] Cehennem (sakar) nedir, sen bilir misin?
[074.028] Ne alıkoyar, ne bırakır.
[074.029] Beşere delicesine susamıştır.
[074.030] Onun üzerinde ondokuz vardır.
[074.031] Biz o ateşin koruyucularını meleklerden başkasını kılmadık. Ve onların sayısını da küfretmekte olanlar için yalnızca bir fitne (konusu) yaptık ki, kendilerine kitap verilenler, kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin de imanları artsın; kendilerine kitap verilenler ve iman edenler (böylece) kuşkuya kapılmasın. Kalplerinde bir hastalık olanlar ile kafirler de şöyle desin: «Allah, bu örnekle neyi anlatmak istedi?» İşte Allah, dilediğini de böyle hidayete iletir. Rabbinin ordularını kendisinden başka (hiç kimse) bilmez. Bu ise, beşer (insan) için yalnızca bir öğüttür.
[074.032] Hayır, aya andolsun,
[074.033] Dönüp gittiği zaman geceye,
[074.034] Ağardığı zaman sabaha,
[074.035] Gerçekten o, büyük (musibet) lerden biridir.
[074.036] Beşer (insan) için bir uyarıp-korkutmadır;
[074.037] Sizlerden öne geçmek veya geride kalmak isteyenler için.
[074.038] Her nefis, kazanmakta olduklarına karşılık olmak üzere bir rehinedir.
[074.039] Ancak Ashab-ı Yemin (sağ ehli) hariç.
[074.040] Onlar cennetlerdedirler; birbirlerine sorarlar.
[074.041] Suçlu-günahkarları:
[074.042] «Sizi şu cehenneme sürükleyip-iten nedir?»
[074.043] Onlar: «Biz namaz kılanlardan değildik» dediler.
[074.044] «Yoksula da yedirmezdik.»
[074.045] «(Batıla ve tutkulara) Dalıp gidenlerle biz de dalar giderdik.»
[074.046] «Din (hesap ve ceza) gününü yalan sayıyorduk.»
[074.047] «Sonunda yakîn (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı.»
[074.048] Artık, şefaat edenlerin şefaati onlara bir yarar sağlamaz.
[074.049] Buna rağmen, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çevirip duruyorlar?
[074.050] Sanki onlar, ürkmüş yaban eşekleri gibidirler;
[074.051] Arslandan korkup-kaçmışlar.
[074.052] Hayır; onlardan her biri, kendisine açılmış sahifelerin verilmesini ister.
[074.053] Hayır, onlar hiç şüphesiz ahiretten korkmuyorlar.
[074.054] Gerçek (şu ki), o (Kur'an), elbette bir öğüttür.
[074.055] Artık kim dilerse, öğüt alıp-düşünür.
[074.056] Allah dilemedikçe, onlar öğüt almazlar; takvanın sahibi (onu kabul etmeye ehli olan) O'dur, mağfiretin sahibi (bağışlamaya ehil olan da) O'dur.
075-KIYAMET SURESİ

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM



[075.001] Hayır, kalkış (kıyamet) gününe and ederim.
[075.002] Ve yine hayır; kendini kınayıp duran nefse de and ederim.
[075.003] İnsan, onun kemiklerini bizim kesin olarak bir araya getirmeyeceğimizi mi sanıyor?
[075.004] Evet; onun parmak uçlarını dahi derleyip-(yeniden) düzene koymağa güç yetirenleriz.
[075.005] Ancak insan, önündeki (sonsuz geleceği) ni de 'fücurla sürdürmek ister.'
[075.006] «Kıyamet günü ne zamanmış» diye sorar.
[075.007] Ama göz 'kamaşıp da kaydığı,'
[075.008] Ay karardığı,
[075.009] Güneş ve ay birleştirildiği zaman;
[075.010] İnsan o gün der ki: «Kaçış nereye?»
[075.011] Hayır; sığınacak herhangi bir yer yok.
[075.012] O gün, 'sonunda varılıp karar kılınacak yer (müstakar) ' yalnızca Rabbi'nin katıdır.
[075.013] İnsana o gün, önceden takdim ettikleri ve erteledikleri şeylerle haber verilir.
[075.014] Hayır; insan, kendi nefsine karşı bir basirettir;
[075.015] Kendi mazeretlerini ortaya atsa bile.
[075.016] Onu (Kur'an'ı, kavrayıp belletmek için) aceleye kapılıp dilini onunla hareket ettirip-durma.
[075.017] Hiç şüphesiz, onu (kalbinden) toplamak ve onu (sana) okutmak bize ait (bir iş) tir.
[075.018] Şu halde, biz onu okuduğumuz zaman, sen de onun okunuşunu izle.
[075.019] Sonra muhakkak onu açıklamak bize ait (bir iş) tir.
[075.020] Hayır; siz çarçabuk geçmekte olan (dünya) ı seviyorsunuz.
[075.021] Ve ahireti terkedip-bırakıyorsunuz.
[075.022] O gün yüzler ışıl ışıl parlar.
[075.023] Rablerine bakıp-durur.
[075.024] O gün, öyle yüzler vardır ki kararmış-ekşimiştir.
[075.025] Kendisine, beli büken işlerin yapılacağını anlamaktadır.
[075.026] Hayır; can köprücük kemiğine gelip dayandığı zaman,
[075.027] «Son müdahaleyi yapacak kim» denir.
[075.028] Artık gerçekten, kendisi de bir ayrılık olduğunu kavrayıp-anlamıştır.
[075.029] (Ölüm korkusundan) Ayaklar da birbirine (ayak ayağa) dolaştığında;
[075.030] O gün sevk, yalnızca Rabbinedir.
[075.031] Fakat o, ne doğrulamış ne de namaz kılmıştı.
[075.032] Ancak o, yalanlamış ve yüz çevirmişti.
[075.033] Sonra da çalım satarak yakınlarına gitmişti.
[075.034] Sen buna müstahaksın, dahasına da müstahaksın.
[075.035] Yine buna müstahaksın, dahasına da müstahaksın.
[075.036] İnsan, 'kendi başına ve sorumsuz' bırakılacağını mı sanıyor?
[075.037] Kendisi, dökülüp-akıtılan meniden bir damla su değil miydi?
[075.038] Sonra bir alak (embriyo) oldu, derken (Allah, onu) yarattı ve bir 'düzen içinde biçim verdi.'
[075.039] Böylece ondan, erkek ve dişi olmak üzere çift kıldı.
[075.040] (Öyleyse Allah,) Ölüleri diriltmeye güç yetiren değil midir?
076-İNSAN SURESİ

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM



[076.001] Gerçek şu ki, insanın üzerinden, daha kendisi anılmaya değer bir şey değilken, uzun zamanlardan (dehr) bir süre (hîn) gelip-geçti.
[076.002] Hiç şüphesiz biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu denemekteyiz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık.
[076.003] Biz ona yolu gösterdik; (artık o,) ya şükredici olur ya da nankör.
[076.004] Doğrusu biz kafirlere zincirler, demir halkalar (tomruklar) ve çılgınca yanan bir ateş hazırladık.
[076.005] Şüphesiz ki iyiler (ebrâr), karışımı kâfur olan bir kadehten içerler.
[076.006] Allah'ın kullarının kendisinden içtikleri bir kaynak; onu fışkırttıkça fışkırtıp akıtırlar.
[076.007] Adaklarını yerine getirirler ve şerri (kötülüğü) yaygın olan bir günden korkarlar.
[076.008] Kendileri, ona karşı duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler.
[076.009] «Biz size, ancak Allah'ın yüzü (rızası) için yedirmekteyiz; sizden ne bir karşılık istiyoruz, ne de bir teşekkür.
[076.010] «Çünkü biz, asık suratlı, zorlu bir gün nedeniyle Rabbimizden korkmaktayız.»
[076.011] Artık Allah da, onları böyle bir günün şerrinden korumuş ve onlara parıltılı bir aydınlık ve bir sevinç vermiştir.
[076.012] Ve onları sabretmeleri dolayısıyla cennetle ve ipekle ödüllendirmiştir;
[076.013] Orada, tahtlar üzerinde yaslanıp-dayanmışlardır. Onlar, orada ne (yakıcı) bir güneş ve ne de dondurucu bir soğuk görürler.
[076.014] (Meyvelerin) Gölgeleri onlara pek yakın ve onların devşirilmeleri kolaylaştırıldıkça kolaylaştırılmış.
[076.015] Çevrelerinde gümüşten billur kablar, kupalar dolaştırılır.
[076.016] Gümüşten billur kaplar ki, onları belli bir ölçüye tesbit etmişlerdir.
[076.017] Orada onlara bir kadeh içirilir ki, onun karışımı zencefildir.
[076.018] Bir pınar ki orada «selsebil» olarak adlandırılır.
[076.019] Çevrelerinde (gençlikleri ve dinçlikleri) ebedi kılınmış civanlar dolaşır-durur; sen onları gördüğün zaman saçılmış birer inci sanırsın.
[076.020] Her nereye baksan, bir nimet ve büyük bir mülk görürsün.
[076.021] Onların üzerinde hafif ipek ve ağır işlenmiş atlas olan yeşil elbiseler vardır. Gümüşten bileziklerle bezenmişlerdir. Rableri onlara tertemiz bir şarap içirmiştir.
[076.022] Şüphesiz, bu, sizin için bir mükafattır. Sizin çaba-harcamanız da şükre değer (meşkur: makbul) görülmüştür.
[076.023] Gerçek şu ki, Kur'an'ı senin üzerine 'safhalar halinde bir indirme tarzıyla (tenzil) ' indiren biziz, biz.
[076.024] Öyleyse, Rabbinin hükmüne sabır göster. Onlardan günahkâr veya nankör olana itaat etme.
[076.025] Ve sabah, akşam Rabbinin adını zikret.
[076.026] Gecenin bir bölümünde O'na secde et ve geceleyin de uzun uzadıya O'nu tesbih et.
[076.027] Gerçek şu ki bunlar, çarçabuk geçmekte olan (dünyay) ı sevmektedirler. Önlerinde bulunan ağır bir günü bırakmaktadırlar.
[076.028] Onları biz yarattık ve bağlarını sımsıkı bağladık. Dilediğimiz zaman da onları benzerleriyle değiştiriniz.
[076.029] Şüphesiz, bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine bir yol bulabilir.
[076.030] Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Gerçekten Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır.
[076.031] Dilediğini kendi rahmetine sokar. Zalimlere ise, onlar için acı bir azab hazırlamıştır.
077-MÜRSELAT SURESİ

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM


[077.001] Birbiri ardınca gönderilenlere andolsun;
[077.002] Derken kökünden koparıp savuranlara.
[077.003] Yaydıkça yayanlara,
[077.004] Böylece ayırdıkça ayıranlara,
[077.005] Zikr (vahy, öğüt) bırakanlara;
[077.006] Özür (suçu, eksikliği ortadan kaldırmak) olarak veya uyarıp-korkutmak için.
[077.007] Şüphesiz, size vadedilmekte olan gerçekleşecektir.
[077.008] Yıldızlar 'örtülüp (ışıkları) silindiği zaman,
[077.009] Gök yarıldığı zaman
[077.010] Dağlar, kökünden sökülüp savurulduğu zaman,
[077.011] Ve peygamberler de (şahidlik için) belli bir vakitte getirildiği zaman
[077.012] (Bu,) Hangi gün için ertelenmişti?
[077.013] (Mü'mini müşrikten, haklıyı haksızdan) Ayırma günü için.
[077.014] Bu ayırma gününü sana ne bildirdi?
[077.015] O gün, yalanlamakta olanların vay haline.
[077.016] Biz, öncekileri helak etmedik mi?
[077.017] Sonra arkadan gelenleri onların izinde yürüteceğiz.
[077.018] İşte biz, suçlu-günahkarlara böyle yapmaktayız.
[077.019] O gün, yalanlamakta olanların vay haline.
[077.020] Sizi basbayağı bir sudan yaratmadık mı?
[077.021] Sonra onu savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik,
[077.022] Belli bir süreye kadar;
[077.023] İşte (buna) güç yetirdik. Demek ki, biz ne güzel güç yetirenleriz.
[077.024] O gün, yalanlamakta olanların vay haline.
[077.025] Biz yeryüzünü bir toplanma yeri kılmadık mı?
[077.026] Dirilere ve ölülere.
[077.027] Ve onda sabit yüksek dağlar var etmedik mi? Size tatlı bir su da içirmedik mi?
[077.028] O gün, yalanlamakta olanların vay haline.
[077.029] Kendisini yalanlamakta olduğunuz (azab) a gidin.
[077.030] Üç dala ayrılmış bir gölgeye gidin.
[077.031] Ne gölge altında bulundurur, ne de (yakıcı) alevden korur.
[077.032] Gerçekten o, sanki her biri saray olan bir kıvılcım saçar.
[077.033] Her biri, sanki sapsarı erkek deve sürüleri gibidir.
[077.034] O gün, yalanlamakta olanların vay haline.
[077.035] Bu, onların konuşamıyacakları bir gündür.
[077.036] Ve onlara, özür beyan etmeleri için izin de verilmez.
[077.037] O gün, yalanlamakta olanların vay haline.
[077.038] Bu, hüküm günüdür; sizi ve öncekileri 'bir arada topladık.'
[077.039] Şayet kurabileceğiniz hileli bir düzeniniz varsa, durmaksızın bana karşı kurun.
[077.040] O gün, yalanlamakta olanların vay haline.
[077.041] Şüphesiz muttaki olanlar, gölgeliklerde ve pınar-başlarındadırlar;
[077.042] Ve canlarının çekip-arzu ettiği meyveler (arasındadırlar) .
[077.043] Yapmakta olduklanıza karşılık olmak üzere, afiyetle yiyin ve için.
[077.044] Elbette biz, 'iyi ve güzel' davrananları işte böyle ödüllendirmekteyiz.
[077.045] O gün, yalanlamakta olanların vay haline.
[077.046] (Sizler de dünyada) Yiyin ve biraz da meta alıp-yararlanın. Çünkü siz, suçlu günahkar olanlarsınız.
[077.047] O gün, yalanlamakta olanların vay haline.
[077.048] Onlara: «Rükü edin» denildiği zaman, rükü etmezler.
[077.049] O gün, yalanlamakta olanların vay haline.
[077.050] Artık onlar, bundan sonra hangi söze inanacaklar?

WeBCaNaVaRi'na Üye Olmadan Link'leri ve Kod'ları Göremezsiniz.
Link'leri Görebilmek İçin. Üye Ol. veya Giriş Yap.
Üyelerimizden Destek Bekliyoruz.
WeBCaNaVaRi Botu

Bu Site Mükemmel :)

*****

Çevrimİçi Çevrimİçi

Mesajlar: 222.144


View Profile
Re: Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...37
« Posted on: Kasım 17, 2019, 12:39:49 ÖÖ »

 
      Üye Olunuz.!
Merhaba Ziyaretçi. Öncelikle Sitemize Hoş Geldiniz. Ben WeBCaNaVaRi Botu Olarak, Siteden Daha Fazla Yararlanmanız İçin Üye Olmanızı ŞİDDETLE Öneririm. Unutmayın ki; Üyelik Ücretsizdir. :)

Giriş Yap.  Kayıt Ol.
Anahtar Kelimeler: Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...37 e-book, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...37 programı, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...37 oyunları, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...37 e-kitap, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...37 download, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...37 hikayeleri, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...37 resimleri, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...37 haberleri, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...37 yükle, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...37 videosu, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...37 şarkı sözleri, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...37 msn, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...37 hileleri, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...37 scripti, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...37 filmi, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...37 ödevleri, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...37 yemek tarifleri, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...37 driverları, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...37 smf, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...37 gsm
Yanıtla #1
« : Aralık 25, 2008, 05:15:25 ÖS »

MaViSh
*
Üye No : 3490
Yaş : 28
Nerden : Rize
Cinsiyet : Bayan
Konu Sayısı : 777
Mesaj Sayısı : 8.088
Karizma = 16200


paylaşım için sağol

Ne Ağlayacak Kadar Günahkarım...
Ne Göklere Çıkabilecek Kadar Masum...


Ne Geçmişte Yaşadıklarımdan Huzursuzum...
Ne Şu An Yaptıklarımdan Mutlu...


Sırlar İçinde Bir Dünyam Var Birde
Sen Varsın İçinde...


Ne Seni Kaybedecek Kadar Cesurum...
Ne De Seni Kazanacak Kadar Güçlü...
Sayfa 1
Yukarı Çık :)
Gitmek istediğiniz yer:  



Theme: WeBCaNaVaRi 2011 Copyright © 2011 Simple Machines SiteMap | Arşiv | Wap | İmode | Konular