Duyurular
27.10.2007 yılında kurduğumuz webcanavari.net Bugün itibariyle 12. yaşına girmiş bulunmaktadır. Bu uzun süre zarfında desteklerini esirgemeyen eski / yeni ve mevcutta bulunan yönetim kadromuza, saygıdeğer üyelerimize teşekkür ederiz.

0 Üye ve 1 Ziyaretçi Konuyu İncelemekte. Aşağı İn :)
Sayfa 1
Konu: Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...32  (Okunma Sayısı: 739 Kere Okundu.)
« : Ekim 31, 2008, 10:30:29 ÖÖ »

Asortik Hatun
*
Üye No : 3762
Nerden : İzmir
Cinsiyet : Bayan
Konu Sayısı : 13389
Mesaj Sayısı : 22.842
Karizma = 58066


053-NECM SURESİ

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM


[053.001] Battığı zaman yıldıza andolsun;
[053.002] Sahibiniz (olan peygamber) şaşırıp-sapmadı ve azmadı.
[053.003] O, hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz.
[053.004] O (söyledikleri) yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir.
[053.005] Ona (bu Kur'an'ı) üstün (oldukça çetin) bir güç sahibi (Cebrail) öğretmiştir.
[053.006] (Ki O,) Görünümüyle çarpıcı bir güzelliğe sahiptir. Hemen doğruldu.
[053.007] O, en yüksek bir ufuktaydı.
[053.008] Sonra yaklaştı, derken sarkıverdi.
[053.009] Nitekim (ikisi arasında uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha da yakınlaştı.
[053.010] Böylece O'nun kuluna vahyettiğini vahyetti.
[053.011] Onun gördüğünü gönül yalanlamadı.
[053.012] Yine de siz görmüş olduğu üzerinde onunla tartışacak mısınız?
[053.013] Andolsun, onu bir de diğer inişte görmüştü.
[053.014] Sidretü'l-Münteha'nın yanında.
[053.015] Ki Cennetü'l-Me'va onun yanındadır.
[053.016] Sidreyi örten örtmekte iken,
[053.017] Göz kayıp-şaşmadı ve (sınırı) taşmadı.
[053.018] Andolsun, o, Rabbinin en büyük ayetlerinden olanını gördü.
[053.019] Gördünüz mü-haber verin; Lât ve Uzza'yı,
[053.020] Ve üçüncü (put) olan Menât'ı(n herhangi bir güçleri var mı) ?
[053.021] Erkek (evlat) sizin, dişi de O'nun mu?
[053.022] Eğer böyleyse, bu, çarpık bir paylaşma.
[053.023] Bu (putlar ise,) sizin ve atalarınızın (kendi istek ve öngörünüze göre) isimlendirdiğiniz (kuru ve keyfi) isimlerden başkası değildir. Allah onlarla ilgili 'hiç bir delil' indirmemiştir. Onlar, yalnızca zanna ve nefislerinin (alçak) heva (istek ve tutku) olarak arzu ettiklerine uymaktadırlar. Oysa andolsun, onlara Rablerinden yol gösterici gelmiştir.
[053.024] Yoksa insana 'her arzu edip dilekte bulunduğu' şey mi var?
[053.025] İşte, son da, ilk de (ahiret ve dünya) Allah'ındır.
[053.026] Göklerde nice melekler vardır ki, onların şefaatleri hiç bir şeyle yarar sağlamaz; ancak Allah'ın dileyip razı olduğu kimseye izin verdikten sonra başka.
[053.027] Gerçek şu ki, ahirete iman etmeyenler, melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar.
[053.028] Oysa onların bununla ilgili hiç bir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca zanna uymaktadırlar. Oysa gerçekte zan, haktan yana hiç bir yarar sağlamaz.
[053.029] Şu halde sen, bizim zikrimize sırt çeviren ve dünya hayatından başkasını istemeyenden yüz çevir.
[053.030] İşte onların ilimden yana ulaşabildikleri (son sınır) budur. Hiç şüphesiz, senin Rabbin; kendi yolundan sapanı en iyi bilen O'dur ve hidayet bulanı da en iyi bilen O'dur.
[053.031] Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır; öyle ki, kötülükte bulunanları, yapmakta oldukları dolayısıyla cezalandırır, güzel davranışta bulunanları da daha güzeliyle ödüllendirir.
[053.032] Ki onlar büyük günahlardan, çirkince utanmazlıklardan kaçınırlar, ufak tefek günahlar bundan müstesnadır. Hiç şüphesiz Rabb'in, mağfireti geniş olandır. O, sizi daha iyi bilendir, hatta sizi topraktan yarattığı ve siz daha annelerinizin karınlarında cenin halinde bulunduğunuz zaman bile. Öyleyse kendinizi temize çıkarıp durmayın. O, kimin takva sahibi olduğunu en iyi bilendir.
[053.033] Şimdi, o yüz çevirmekte olanı gürdün mü?
[053.034] Azıcık verdi ve gerisini kaya gibi sımsıkı elinde tuttu.
[053.035] Gaybın ilmi onun yanındadır da o mu görüyor?
[053.036] Yoksa Musa'nın sahifelerinde olan kendisine haber verilmedi mi?
[053.037] Ve vefa eden İbrahim'in (sahifelerinde) olan da.
[053.038] Doğrusu, hiç bir günahkâr, bir başkasının günah yükünü yüklenmez.
[053.039] Ve doğrusu insana da kendi (emek ve) çabasından başkası yoktur.
[053.040] Şüphesiz kendi (emek ve) çabası da görülecektir.
[053.041] Sonra ona en eksiksiz karşılık verilecektir.
[053.042] Elbette son varış Rabbine olacaktır.
[053.043] Doğrusu, güldüren ve ağlatan O'dur,
[053.044] Doğrusu, öldüren ve dirilten de O'dur.
[053.045] Doğrusu, çiftleri, erkek ve dişiyi, yaratan da O'dur.
[053.046] Bir damla sudan (döl yatağına) meni döküldüğü zaman.
[053.047] Gerçek şu ki, diğer diriltme (yeniden neş'et) de O'na aittir.
[053.048] Doğrusu, muhtaç olmaktan O kurtardı ve sermaye verip-hoşnut kıldı.
[053.049] Doğrusu, 'Şi'ra (yıldızı) nın' Rabbi de O'dur.
[053.050] Doğrusu, önce gelen Ad (halkın) ı da O yıkıma uğrattı.
[053.051] Semûd'u da. Böylelikle (o halklardan kimseyi) bırakmadı.
[053.052] Daha önce Nuh kavmini de. Çünkü onlar, daha zalim ve daha azgındılar.
[053.053] Altı üstüne gelen (Lût kavminin) şehirlerini de O yerin dibine geçirdi.
[053.054] Böylece ona (o topluma) sardırdığını sardırdı.
[053.055] Öyleyse, Rabbinin hangi nimetlerinden kuşkuya düşmektesin?
[053.056] Bu önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır.
[053.057] O yaklaşmakta olan yaklaştı
[053.058] Onu Allah'ın dışında ortaya çıkaracak başka (hiç bir güç yoktur.
[053.059] Şimdi siz, bu sözden mi şaşkınlığa düşüyorsunuz?
[053.060] (Alaylı) Gülüyorsunuz ve ağlamıyorsunuz.
[053.061] Ve şuursuzca baş kaldırıyorsunuz.
[053.062] Hemen, Allah'a secde edin ve (yalnızca O'na) kulluk edin.
 
054-KAMER SURESİ

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM


[054.001] Kıyamet-saati yakınlaştı ve ay da yarıldı.
[054.002] Onlar bir ayet (mucize) görseler, sırt çevirirler ve: «(Bu,) Süregelen bir büyüdür» derler.
[054.003] Yalanladılar ve kendi heva (istek ve tutku) larına uydular; oysa her iş sonunda kendi amacına varıp karar kılacaktır.
[054.004] Andolsun, onlara (kendilerini şirkten ve bozulmalardan) caydırıp vazgeçirtecek nice haberler geldi.
[054.005] (Ki her biri) Doruğunda-olgunlaşmış hikmettir. Fakat uyarıp-korkutmalar bir yarar sağlamıyor.
[054.006] Öyleyse sen onlardan yüz çevir; o çağrıcının 'ne tanınmış, ne görülmüş' bir şeye çağıracağı gün.
[054.007] Gözler 'zillet ve dehşetten düşmüş olarak', sanki 'etrafa serpilen' çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.
[054.008] Boyunlarını çağırana doğru uzatmış olarak koşarlarken, kâfirler derler ki: «Bu, zorlu bir gün.»
[054.009] Kendilerinden önce Nuh kavmi de yalanlamıştı: böylece kulumuz (Nuh) u yalanladılar ve: «Delidir» dediler. O baskı altına alınıp engellenmişti.
[054.010] Sonunda Rabbine dua etti: «Gerçekten ben, yenik düşmüş durumdayım. Artık sen intikam al.»
[054.011] Biz de 'bardaktan boşanırcasına akan' bir su ile göğün kapılarını açtık.
[054.012] Yeri de 'coşkun kaynaklar' halinde fışkırttık. Derken su, takdir edilmiş bir işe karşı (hükmümüzü gerçekleştirmek üzere) birleşti.
[054.013] Ve onu da tahtalar ve çiviler (le inşa edilmiş gemi) üzerinde taşıdık;
[054.014] Gözlerimiz önünde akıp-gitmekteydi. (Kendisine ve getirdiklerine karşı) Küfredilip-nankörlük edilmiş olan (Nuh) a bir mükafat olmak üzere.
[054.015] Andolsun, biz bunu bir ayet olarak bıraktık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?
[054.016] Şu halde benim azabım ve uyarıp-korkutmam nasılmış?
[054.017] Andolsun biz Kur'an'ı zikr (ile öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?
[054.018] Ad (kavmi) de yalanladı. Şu halde benim azabım ve uyarıp-korkutmam nasılmış?
[054.019] Biz, o uğursuz (felâket yüklü ve) sürekli bir günde üzerlerine 'kulakları patlatan bir kasırga' gönderdik.
[054.020] İnsanları söküp atıyordu; sanki onlar, kökünden sökülüp-kopmuş hurma kütükleriymiş gibi.
[054.021] Şu halde benim azabım ve uyarıp-korkutmam nasılmış?
[054.022] Andolsun biz Kur'an'ı zikr (ile öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?
[054.023] Semud (kavmi) de uyarıları yalanladı.
[054.024] Dediler ki: «Bizden biri olan bir beşere mi uyacağız? Bu durumda gerçekten biz bir şaşkınlık (sapıklık) ve çılgınlık içinde kalmış oluruz.»
[054.025] «Zikr (vahy) içimizden ona mı bırakıldı? Hayır, o, çok yalan söyleyen kendini beğenmiş bir şımarıktır.»
[054.026] Onlar yarın, kimin çok yalan söyleyen kendini beğenmiş bir şımarık olduğunu bilip-öğreneceklerdir.
[054.027] Gerçek şu ki biz, bir fitne (imtihan ve deneme konusu) olarak o dişi deveyi kendilerine gönderenleriz. Şu halde sen onları gözleyip-bekle ve sabret.
[054.028] «Ve onlara, suyun kendi aralarında kesin olarak pay edildiğini haber ver. Her su alış sırası (kiminse, o) hazır bulunsun.
[054.029] Derken arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağını kapıp 'hayvanı ayağından biçip yere devirdi.'
[054.030] Şu halde benim azabım ve uyarıp-korkutmam nasılmış?
[054.031] Çünkü biz onların üzerine bir tek çığlık gönderiverdik. Böylece onlar, ağıldaki çalı çırpı olan kuru ot gibi oluverdiler.
[054.032] Andolsun biz Kur'an'ı zikr (ile öğüt alıp-düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?
[054.033] Lût kavmi de uyarıları yalanladı.
[054.034] Biz de onların üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Yalnız Lût ailesini (bu azabtan ayrı tuttuk onları seher vakti kurtardık;
[054.035] Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz.
[054.036] Oysa andolsun, zorlu yakalamamıza karşı onları uyarmıştı. Fakat onlar, bu uyarıları kuşkuyla karşılayıp-yalanlamakta direttiler.
[054.037] Andolsun onlar, onun konuklarından da murad almak için baskı yaptılar. Biz de onların gözlerini silip kör ettik. «İşte azabımı ve uyarıp-korkutmamı tadın.»
[054.038] Andolsun onları bir sabah vakti erkenden, üzerlerinde kararını kılmış bir azab yakalayıp-bastırıverdi.
[054.039] Şimdi azabımı ve uyarıp-korkutmamı tadın.
[054.040] Andolsun biz Kur'an'ı zikr (ile öğüt alıp-düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?
[054.041] Andolsun Firavun ailesi (ve çevresi ile kavmi) ne de uyarılar geldi.
[054.042] Onlar bizim ayetlerimizin tümünü yalanladılar. Biz de onları üstün ve güçlü kudretli olanın yakalama tarzıyla yakalayıverdik.
[054.043] Sizin kâfirleriniz onlardan daha hayırlı mıdır? Yoksa sizin için Kitaplarda bir beraat mi var?
[054.044] Yoksa onlar; «Biz, 'birbiriyle yardımlaşıp öcünü alan' bir toplumuz» mu diyorlar?
[054.045] Yakında o toplum bozguna uğratılacak ve onlar arkalarını dönüp kaçakcaklardır.
[054.046] Daha doğrusu onlara va'dedilen (asıl azab) kıyamet-saatidir. O, kıyamet-saati, 'kurtuluşu olmayan daha korkunç bir bela' ve daha acıdır.
[054.047] Hiç şüphesiz suçlu-günahkâr olanlar, bir şaşkınlık (sapıklık) ve çılgınlık içindedirler.
[054.048] Ateşin içinde yüzükoyun sürüklenecekleri gün: Cehennemin dokunuşunu tadın» (denecek) .
[054.049] Hiç şüphesiz, biz her şeyi bir kader ile yarattık.
[054.050] Bizim emrimiz, bir göz çarpması gibi yalnızca 'bir keredir'.
[054.051] Andolsun biz sizin benzerlerinizi yıkıma uğrattık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?
[054.052] Onların işlemiş oldukları her şey kitaplarda (yazılı) dır.
[054.053] Küçük, büyük her şey satır satır (yazılı) dır.
[054.054] Hiç şüphesiz muttakiler, cennetlerde ve nehir (çevresin) dedirler.
[054.055] Oldukça kudretli, mülkünün sonu olmayan (Allah) ın yanında doğruluk makamındadırlar.
055-RAHMAN SURESİ

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM


[055.001] Rahman (olan Allah) .
[055.002] Kur'an'ı öğretti.
[055.003] İnsanı yarattı.
[055.004] Ona beyanı öğretti.
[055.005] Güneş ve ay (belli) bir hesap iledir.
[055.006] Bitki ve ağaç (O'na) secde etmektedirler.
[055.007] Gök ise, onu da yükseltti ve mizanı yerleştirip-koydu.
[055.008] Sakın mizanda 'haksızlık ve taşkınlık yapmayın.'
[055.009] Tartıyı adaletle tutup-doğrultun ve tartıyı noksan tutmayın.
[055.010] Yere gelince; onu da (yaratılmış bütün) varlıklar için alçaltıp-koydu.
[055.011] Onda meyveler ve salkımlı hurmalıklar vardır,
[055.012] Yapraklı taneler ve güzel kokulu bitkiler.
[055.013] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.014] İnsanı, ateşte pişmiş gibi kuru bir çamurdan yarattı.
[055.015] Cânn'ı (cinni) da 'yalın-dumansız bir ateşten' yarattı.
[055.016] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.017] O, iki doğunun da Rabbidir, iki batının da Rabbidir.
[055.018] Şu hade Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.019] Birbirleriyle kavuşup-karşılaşmak üzere iki denizi salıverdi.
[055.020] İkisi arasında bir engel (berzah) vardır; birbirlerinin sınırını geçmezler.
[055.021] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.022] İkisinden de inci ve mercan çıkar.
[055.023] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.024] Denizde koca dağlar gibi yükselen gemiler de O'nundur.
[055.025] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.026] (Yer) Üzerindeki her şey yok olucudur;
[055.027] Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin yüzü (zatı) bakî kalacaktır.
[055.028] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.029] Göklerde ve yerde olan ne varsa O'ndan ister. O, her gün bir iştedir.
[055.030] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.031] Ey (yeryüzüne yükletilmiş) iki ağırlık (olan ins ve cin), yakında (ahirette hesabınızı görmek üzere) sizin için de vakit bulacağız.
[055.032] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsizin?
[055.033] Ey cin ve ins toplulukları, eğer göklerin ve yerin bucaklarından aşıp-geçmeye güç yetirebilirseniz, hemen aşıp-geçin; ancak 'üstün bir güç (sultan) ' olmaksızın aşıp-geçemezsiniz.
[055.034] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.035] İkinizin de üzerine ateşten yalın bir alev ve (bakır gibi erimiş) kıpkızıl bir duman salıverilir de 'kurtulup-başaramazsınız.
[055.036] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.037] Sonra gök yarılıp yağ gibi erimiş olarak kıpkırmızı bir gül olduğu zaman;
[055.038] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsizin?
[055.039] İşte o gün, ne insana, ne de cinne günahından sorulmaz.
[055.040] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.041] (Çünkü o gün) Suçlu-günahkârlar, simalarından tanınır da alınlarından ve ayaklarından yakalanıverir.
[055.042] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.043] İşte bu, suçlu-günahkârların kendisini yalanlamakta oldukları Cehennemdir.
[055.044] Onlar, kendisiyle alabildiğine kaynar hale getirilmiş su arasında dönüp-dolaşırlar.
[055.045] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.046] Rabbin makamından korkan kimse için ise iki Cennet vardır.
[055.047] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.048] Çeşit çeşit 'inceliklere ve güzelliklere' (veya her türden sık ağaçlara) sahiptirler.
[055.049] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.050] İkisinde de akmakta olan iki pınar vardır.
[055.051] Şu halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.052] İkisinde de her meyveden iki çift vardır.
[055.053] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.054] Astarları, ağır işlenmiş atlastan olan yataklar üzerinde yaslanıp-dayanırlar. İki Cennetin de meyve-devşirmesi (ordakilere) yakın (kolay) dır.
[055.055] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.056] Orada bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş (öyle) kadınlar vardır ki, bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne de bir cin dokunmamıştır.
[055.057] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.058] Sanki onlar yakut ve mercan gibidirler.
[055.059] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.060] İhsanın karşılığı ihsandan başkası mıdır?
[055.061] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.062] Bu-ikisinin ötesinde iki Cennet daha var.
[055.063] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.064] Alabildiğine yemyeşildirler.
[055.065] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.066] İçlerinde durmaksızın fışkırıp-akan iki pınar vardır.
[055.067] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.068] İçlerinde (her türden) meyveler, eşsiz-hurma ve eşsiz-nar vardır.
[055.069] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.070] Orada huyları güzel, yüzleri güzel kadınlar vardır.
[055.071] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.072] Otağlar içinde korunmuş huri kadınlar.
[055.073] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.074] Bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne de bir cin dokunmamıştır.
[055.075] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.076] Yeşil yastıklara ve çarpıcı güzellikteki döşeklere dayanıp-yaslanırlar.
[055.077] Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
[055.078] Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin adı ne yücedir.
056-VAKIA SURESİ

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM



[056.001] Vakıa (tartışmasız bir gerçek olan kıyamet) vuku bulduğu zaman,
[056.002] Onun vukuuna (gerçekleşmesine artık) yalan diyecek yoktur.
[056.003] O aşağılatıcı, yücelticidir.
[056.004] Yer, şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı,
[056.005] Ve dağlar darmadağın olup ufalandığı,
[056.006] Derken toz duman halinde dağılıp-savrulduğu.
[056.007] Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman;
[056.008] İşte o «Ashab-ı Meymene» olanlar, ne (kutlu) «Ashab-ı Meymene»dir.
[056.009] «Ashab-ı Meş'eme» olanlar da, ne (mutsuz ve uğursuz) «Ashab-ı Meş'eme»dir.
[056.010] Yarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir.
[056.011] İşte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır.
[056.012] Nimetlerle-donatılmış Cennetler içinde;
[056.013] Birçoğu geçmiş (ümmet) lerden.
[056.014] Birazı da sonrakilerden.
[056.015] 'Özenle mücevherlerden işlenmiş' tahtlar üzerindedirler;
[056.016] Üstlerinde karşılıklı olarak dayanıp-yaslanmışlardır.
[056.017] Çevrelerinde ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dönüp dolaşır;
[056.018] Kaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehler,
[056.019] Ki bundan ne başlarını bir ağrı tutar, ne de kendilerinden geçip akılları çelinir.
[056.020] Arzulayıp-seçecekleri meyveler,
[056.021] Canlarının çektiği kuş eti.
[056.022] Ve iri gözlü huriler,
[056.023] Sanki saklı inciler gibi;
[056.024] Yapmakta olduklarına bir karşılık olmak üzere (onlara sunulur);
[056.025] Orada, ne 'saçma ve boş bir söz' işitirler, ne de günaha sokma.
[056.026] Yalnızca bir söz (işitirler «Selam, selam.»
[056.027] «Ashab-ı Yemin», ne (kutludur o) «Ashab-ı Yemin.»
[056.028] Yüklü dalları bükülmüş kiraz (ağaçları),
[056.029] Üstüste dizili meyveleri sarkmış muz ağaçları,
[056.030] Yayılıp-uzanmış gölgeler,
[056.031] Durmaksızın akan su(lar) ;
[056.032] Ve (daha) birçok meyveler arasında,
[056.033] Kesilip-eksilmeyen ve yasaklanmayan (meyveler) .
[056.034] Yükseklere-kurulmuş döşekler(dedirler) .
[056.035] Gerçek şu ki, biz onları yeni bir inşa (yaratma) ile inşa edip-yarattık.
[056.036] Onları hep bakireler olarak kıldık,
[056.037] Eşlerine sevgiyle tutkun (ve) hep yaşıt,
[056.038] «Ashab-ı Yemin» olanlar için.
[056.039] (Bunların) Birçoğu geçmiş (ümmet) lerden,
[056.040] Birçoğu da sonrakilerdendir.
[056.041] «Ashab-ı Şimal», ne (mutsuzdurlar o) «Ashab-ı Şimal.»
[056.042] Hücrelere işleyen kavurucu bir sıcaklık ve kaynar su,
[056.043] Ve kapkara dumandan olan bir gölge içindedirler,
[056.044] Ki o, ne serindir, ne ferahlatıcı (kerim) .
[056.045] Çünkü onlar, bundan önce varlık içinde şımartılmış olanlardı.
[056.046] Onlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı.
[056.047] Ve derlerdi ki: «Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz?»
[056.048] «Önceden gelip-geçmiş atalarımız da mı?»
[056.049] De ki: «Şüphesiz, öncekiler de ve sonrakiler de,»
[056.050] «Bilinen bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır.»
[056.051] Sonra gerçekten siz, ey sapık olan yalancılar,
[056.052] Hiç şüphesiz zakkum olan bir ağaçtan yiyeceksiniz.
[056.053] Böylece karınları(nızı) onda dolduracaksınız,
[056.054] Onun üzerine de alabildiğine kaynar sudan içeceksiniz.
[056.055] Üstelik 'içtikçe susayan hasta develerin' içişi gibi içeceksiniz.
[056.056] İşte bu, onların din (hesap ve ceza) gününde şölenleridir.
[056.057] Sizleri biz yarattık, yine de tasdik etmeyecek misiniz?
[056.058] Şimdi (rahimlere) dökmekte olduğunuz meniyi gördünüz mü?
[056.059] Onu sizler mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratıcı biz miyiz?
[056.060] Sizin aranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmiş değildir;
[056.061] (Yerinize) Benzerlerinizi getirip-değiştirme ve sizi şimdi bilemeyeceğiniz bir şekilde-inşa etme konusunda.
[056.062] Andolsun, ilk inşa (yaratma) yı bildiniz; ama öğüt alıp-düşünmeniz gerekmez mi?
[056.063] Şimdi ekmekte olduğunuz (tohum) u gördünüz mü?
[056.064] Onu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?
[056.065] Eğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar-kalırdınız.
[056.066] (Şöyle de sızlanırdınız «Doğrusu biz, ağır borç altına girip-zorlandık,»
[056.067] «Hayır, biz büsbütün yoksun bırakıldık.»
[056.068] Şimdi siz, içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü?
[056.069] Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren biz miyiz?
[056.070] Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi?
[056.071] Şimdi yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü?
[056.072] Onun ağacını sizler mi inşa edip-yarattınız, yoksa onu inşa edip-yaratanlar mıyız?
[056.073] Biz onu hem bir öğüt ve hatırlatma (konusu) ; hem de ihtiyacı olanlara bir meta kıldık.
[056.074] Şu halde büyük Rabbini ismiyle tesbih et.
[056.075] Hayır, yıldızların yer (mevki) lerine yemin ederim.
[056.076] Şüphesiz bu, eğer bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir.
[056.077] Hiç tartışmasız bu, Kur'an-ı Kerim'dir.
[056.078] Saklanmış-korunmuş bir kitapta (yazılı) dır.
[056.079] Ona, temizlenip-arınmış olanlardan başkası dokunmaz.
[056.080] Alemlerin Rabbinden indirilmedir.
[056.081] Şimdi siz bu sözü mü hor görüp-küçümsüyorsunuz?
[056.082] Ve rızkınızı (Kur'an'dan yararlanma nimetini bırakıp onu) mutlaka yalan saymaktan ibaret mi kılıyorsunuz?
[056.083] Hele can boğaza gelip dayandığında,
[056.084] Ki o sırada siz (sadece) bakıp-durursunuz,
[056.085] Biz ona sizden daha yakınız; ancak siz görmezsiniz.
[056.086] İşte o vakit, eğer siz ceza görmeyecek iseniz,
[056.087] Eğer doğru sözlüler de iseniz, onu, (çıkmakta olan canı) geri çevirsenize.
[056.088] Eğer o (ölecek kişi), yakın kılınan (mukarreb olan) lardan ise,
[056.089] Bu durumda rahatlık, güzel rızık ve nimetlerle donatılmış Cennet (onundur) .
[056.090] Ve eğer «Ashab-ı Yemin»den ise,
[056.091] Artık, «Ashab-ı Yemin»den selam sana.
[056.092] Ve eğer o, yalanlayan sapıklardan ise,
[056.093] Artık (onun için de) alabildiğine kaynar sudan bir şölen vardır.
[056.094] Ve çılgınca yanan ateşe bir atılma da.
[056.095] Hiç şüphesiz bu, kesin bilgi ifade eden bir gerçektir (Hakku'l-Yakin) .
[056.096] Öyleyse büyük Rabbini ismiyle tesbih et.

WeBCaNaVaRi'na Üye Olmadan Link'leri ve Kod'ları Göremezsiniz.
Link'leri Görebilmek İçin. Üye Ol. veya Giriş Yap.
Üyelerimizden Destek Bekliyoruz.
WeBCaNaVaRi Botu

Bu Site Mükemmel :)

*****

Çevrimİçi Çevrimİçi

Mesajlar: 222.145


View Profile
Re: Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...32
« Posted on: Kasım 22, 2019, 07:29:54 ÖÖ »

 
      Üye Olunuz.!
Merhaba Ziyaretçi. Öncelikle Sitemize Hoş Geldiniz. Ben WeBCaNaVaRi Botu Olarak, Siteden Daha Fazla Yararlanmanız İçin Üye Olmanızı ŞİDDETLE Öneririm. Unutmayın ki; Üyelik Ücretsizdir. :)

Giriş Yap.  Kayıt Ol.
Anahtar Kelimeler: Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...32 e-book, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...32 programı, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...32 oyunları, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...32 e-kitap, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...32 download, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...32 hikayeleri, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...32 resimleri, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...32 haberleri, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...32 yükle, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...32 videosu, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...32 şarkı sözleri, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...32 msn, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...32 hileleri, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...32 scripti, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...32 filmi, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...32 ödevleri, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...32 yemek tarifleri, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...32 driverları, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...32 smf, Kura'an'ın Türkçesi (meal) Mevdudi...32 gsm
Yanıtla #1
« : Aralık 25, 2008, 05:37:09 ÖS »

MaViSh
*
Üye No : 3490
Yaş : 28
Nerden : Rize
Cinsiyet : Bayan
Konu Sayısı : 777
Mesaj Sayısı : 8.088
Karizma = 16200


paylaşım için sağol

Ne Ağlayacak Kadar Günahkarım...
Ne Göklere Çıkabilecek Kadar Masum...


Ne Geçmişte Yaşadıklarımdan Huzursuzum...
Ne Şu An Yaptıklarımdan Mutlu...


Sırlar İçinde Bir Dünyam Var Birde
Sen Varsın İçinde...


Ne Seni Kaybedecek Kadar Cesurum...
Ne De Seni Kazanacak Kadar Güçlü...
Yanıtla #2
« : Şubat 01, 2009, 08:29:05 ÖS »

x[BLack RoSe]x
*
Üye No : 2816
Yaş : 30
Nerden : Rize
Cinsiyet : Bayan
Konu Sayısı : 901
Mesaj Sayısı : 12.413
Karizma = 13


elelrine sağlık  Tebrikler.

Forum, Mp3, Program, Film, Webcanavari, Makale, Eğitim, Video, Resim, Upload, SMF, Vb, MyBb, Html, Visual Basic, Karikatür, Komik Resimler, Haberler, Güncel, Destek, İsimden Adres Bul, Seo, WebMaster, İstanbul, İzmir, Ankara, Oyun, Download, Counter Strike, Knight Online, İndir, Ceza, Sago, Ayben, Kolera, Pit10, ŞanıŞer, Memleket, Google, Yahoo, Bing, FaceBook, Sohbet, Radyo, Arkadaşlık, HitOfDevil, English Boards, Döviz Kuru, NoteBook Driver, RapCanavari, RockCanavari, Mp3Canavari, Face, Netlog, Sugar.
Sayfa 1
Yukarı Çık :)
Gitmek istediğiniz yer:  



Theme: WeBCaNaVaRi 2011 Copyright © 2011 Simple Machines SiteMap | Arşiv | Wap | İmode | Konular